İçimdeki Cevher

      Yorum yok İçimdeki Cevher

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

İçimdeki Cevher
Dedim ya porno merakım hiç olmadı. Eşimin bekarlıktan beri biriktirdiği çok zengin bir porno DVD arşivi var ama bir güne bir gün içlerinden birini açıp izlemek aklıma bile gelmez. Şahin izlemeyi seviyor. O izlerken ben de yanına oturur aletiyle oynarım. Bir zaman sonra dikkatimi çekti, filmlerin hepsi aynı tarzda. İki erkekle ya üç erkekle hatta 5-6 erkekle sevişen kadınlar. Hep aynı konu yani:)

Bir akşam gene Şahin viskisini içip porno izlerken ben de aletiyle oynuyordum. Dayanamadım sordum: “Hep aynı tür filmler. Aynı şeyleri izlemekten sıkılmıyor musun?” dedim. Bana donup: “hayır” dedi. “İşin aslı o filmdeki kadının sen olduğunu hayal ediyorum”

“Nasıl yani?” dedim. “Beni başka erkeklerle sevişirken izlemeyi mi hayal ediyorsun?”

Ve konu böylece açıldı. Konuşmaya başladık. Şaşırmadım desem yalan olur. Benim bildiğim erkekler karılarına yan bakanı bile kıskanırlar. Pek aklım yatmadı açıkçası. Acaba dedim kendi kendime canı başka kadınları çekiyor da bunun için bir yol mu açmaya çalışıyor. Çünkü swinger denilen olayı bilmiyor değilim. Hani şu evli çiftlerin buluşup eş değiştirdikleri olay.

Swinger mi olmamızı istiyorsun? diye sordum açık ve net bir şekilde. “Yoo, şart değil.” dedi. E peki öyleyse ne?

Uzun uzun bana benim başka erkeklerle sevişmemi ne kadar çok istediğini anlatmaya başladı. Sahin benim hayatımdaki ilk erkek. Dokunduğum ilk penis. Daha doğrusu tek penis. Hosuna giden bir erkek olursa sevişmeni isterim dedi. “Aşkım ben senden memnunum başka erkekler hiç ilgimi çekmiyor” dedim. Gerçekten de öyle. Laf olsun diye söylememiştim bunu. İçimde en ufak bir şey olsa, saklamaz söylerdim. Şahin de bilir bu huyumu.

Daha sonraki aylarda bu konuyu defalarca konuştuk. Şahin’i anlamaya çalışıyordum. Böyle bir şeyi gerçekten yapsam kıskanmaz mıydı? Şahsen ben kabul edemem yani. Şahin eve bir kadın atacak sevişecek filan… Mazallah saçını başını yolarım o kadının !

Bu konu giderek sevişmelerimizin fantezisi olmaya başladı. Şahin sevişirken benim başka bir erkekle olduğumu hayal ediyor bunu anlatarak sevişiyordu. Bir süre sonra fikre ben de alışmaya başladım. Etrafımdaki erkeklere o gözle bakmaya başladım ama hiç biri bana çekici gelmiyordu. Belki de sadece fantezi olarak kalmalı diyordum ama Şahin çok istiyordu. Her geçen gün daha fazla ister olmuştu. Cin bir kere şişeden çıkmıştı. Takıntı yapmıştı adeta. Elma şekeri isteyen çocuklar gibi olmuştu. Onu mutlu etmek istiyordum ve bu haline daha fazla dayanamayıp tamam peki yapalım ama nasıl dedim.

Nasıl sevinçten havalar uçtu görmeniz lazım. En sevdiği oyuncağa yakında kavuşacağını öğrenen bir çocuk gibi sevinçten yerinde duramaz oldu. Gözlerinin içi parlıyordu. Son zamanlarda Şahin’i hiç bu kadar heyecanlı görmemiştim.

Kim olabilir diye konuşmaya başladık. Etrafımızda tanıdık akla gelen kim varsa konuştuk ama benim hiç birine aklım yatmadı. Hadi diyelim yaptık sonra nasıl yüz yüze bakacağız diyordum. İçim rahat etmiyordu.Dedim ki çevremizden birisi olmasın bari

O zamanlar Yonja diye bir site vardı. Hala var mı bilmiyorum. Orada bir profil açtım. Mesajlar yağmaya başladı. İçlerinden bir kaç tanesini MSN’ye aldım konuşmak için. Akşamları MSN de konuşurken arada Şahin yanıma oturur “Var mı aklına yatan?” diye sorardı. İyice sabırsızlanmaya başlamıştı. İçlerinden en çok üniversiteli bir çocuğa kanım ısınmıştı. Temiz yüzlü bir çocuktu. Üç arkadaşıyla birlikte bir evde kalıyordu. Şahin’e onu gösterdim. “Tamam beğendiysen hadi çağır” dedi. İş ciddiye binince bir an tuaf hissettim kendimi. “Ya senin gözünün önünde bunu yapamam. Utanırım. Elim ayağıma dolaşır” dedim. “Peki o zaman” dedi “ben yokken yap”.

Üç öğrenci bir evde yaşıyorlar. Onun evine gitmek olmaz. En iyisi bize çağırmak dedim. Bunun üzerine bir kaç gün daha çocukla MSN de konuştum. Perşembe günleri öğleden sonra dersi yokmuş. Salı akşamı MSN de sohpet ediyorduk. Bir ara yanıma Şahin geldi. Ona konuşmalarımızı özetledim. “E davet et o zaman” dedi. Ben “edeyim mi hakkaten?” dedim. “Et işte bak perşembe günü dersi yokmuş” dedi. “Son kararın mı?” dedim. “Evet” deyince davet ettim. Bira kaç cümle daha yazışıp MSN yi kapattım. Yanımda oturan Şahin’in pantalonunun önündeki kabarıklığı avuçlayıp “ Heyecan yaptın galiba sen” diye güldüm. Beni de heyecan basmıştı aslında ama çaktırmamaya çalışıyordum.

Beni kucakladığı gibi yatağa götürdü. “Seni çok seviyorum, seni çok seviyorum” diye sayıklayarak kendini kaybetmiş bir şekilde oramı yalıyordu. “Doya doya yala aşkım. İki gün daha orası sadece senin. İki gün sonra oranın bir başka sahibi daha olacak” Offffff diyerek fışkırdı. Daha içime girmeden, bırak içime girmeyi daha elimi bile sürmemişken boşaldı. İlk defa böyle bir şey oluyordu. Normalde Şahin saatlerce boşalmaz. Bir kere bile erkek boşaldığı olmamıştır.

Yanıma uzandı. Biraz sakinleşmişti. Bir yandan beni yavaş yavaş okşuyor bir yandan da bana olan aşkını anlatan cümleler kuruyordu. Son zamanlarda onu hiç bu kadar romantik görmemiştim.

Ertesi gün işteyken telefonuma onlarca aşk mesajları attı. Akşam eve geldiğinde kucağında kocaman bir buket çiçek vardı. Ve cebinden bir mücevher kutusu çıkardı. Pırlanta bir gerdanlık.

Sürüklenerek yatağa gittik. Bütün gün özene bezene hazırladığım yemekler sofrada öylece kaldı. Bir yandan bacaklarımın arasını yalıyor bir yandan “Bu gece son kez bana ait olan bu hazinenin doya doya tadını çıkarmak istiyorum” diyordu.

Ertesi sabah onu işe uğurlarken kapıda beni uzun uzun öptü. Heyecandan içi içine sığmıyordu. Arabasına binerken pencereden el salladım. Sonra dönüp kahvaltı masasını topladım. Salonu toparladım. Yatak odasını toparladım. Nevresimleri değiştirdim. Sonra duşa girdim

Duştan çıktıktan sonra ne giysem diye dolabı açtığımda bir kaç saat sonra misafirimin geleceği gerçeği aklıma dank etmeye başladı. Ne giysem, ne giysem, ne giysem…. Bir türlü karar veremiyordum. Ufaktan bana heyecan basmaya başlamıştı. Yol yakınken vazgeçsem demeye başladım kendi kendime. Vakit ilerledikçe içimi bir vazgeçme duygusu kaplıyordu. Yapamayacağım demeye başladım. Gri kloş eteğimi ve beyaz bluzumu geçirdim üstüme.

Saat ikiye doğru kapı çaldı. Açtığımda karşımda karşımda dikiliyordu. Şaşkınlığı üzerimden atıp, hoş geldin, gel dedim. Tedirgin hareketlerle içeri adımını attı. Kapıyı kapadım ama öylece kapının girişinde dikiliyordu. Geçsene içeri dedim. Rahat ol, kimse yok. Salona geçtik. Kanepeye oturdu. Tedirgin gözlerle etrafı süzüyordu. Temiz yüzlü bir çocuktu. Babası doktor, annesi öğretmenmiş. İTÜ makina müh bölümünü kazanınca mecburen İstanbul’da üç arkadaşıyla ev tutmuşlar. Onun bu utangaç, çekingen halini görünce, benim tedirginliğim geçti. Üstüme bir rahatlık geldi. Sanki böyle bir şeyi defalarca yapmış gibi rahat davranmaya başladım. Dolaptan tekila şişesini çıkarıp margarita hazırladım. İçkilerimizi içerken sohbete başladık. O da rahatlamaya başlamıştı. Utangaç hali çok sevimliydi. İnsanın içini ısıtan bir gülümsemesi vardı. İkinci kadehler bittiğinde ortalığı bir sessizlik kapladı. Konuşacak şey bitmiş gibiydi. İkimiz de aynı şeyi düşünüyorduk ama ne o ne ben bir adım atacak cesareti gösteremiyorduk. Sessizliği bozmak için ayağa kalkıp elinden tuttum ve gel sana evi gezdireyim dedim. (Şimdi düşünüyorum da ne saçma bir şey demişim. Sanki bizim ev müze. Üç oda bir salon ev hepi topu) Kütüphane odasını, chat yaptığımız bilgisayarı, duvardaki resimlerimizi gösterdim. Yatak odasına gelince de burası da yatak odamız dedim. Ve tam o anda tüm cesaretimi toplayıp, çocuğun dudaklarına yapışıp öpmeye başladım. Ayakta uzun uzun öpüştük. Dudakları yumuşak ve güzeldi. Sadece öpüşüyorduk. Üzerimdeki bluzu çıkardım. İçime sütyen giymemiştim. Öpüşürken eteğimin fermuarını açtım. Etek ayaklarımın dibine düştü. Üzaerimde sadece kilodum kalmıştı. Öpüşmeye devam ediyorduk ama bana dokunamıyordu. Ben çıplak, o giyinik. Gömleğinin düğmelerini çözmeye başladım. “Hadi çıkar şunları” demek zorunda kaldım. Çekine çekine soyunmaya başladı. O soyunurken yatağa uzandım ve soyunmasını izlemeye başladım. Güzel bir vücudu vardı. Kilodu hariç her şeyini çıkardı. Yanıma uzandı. Tekrar öpüşmeye başladık. Elimi kilodundan içeri sokup sertleşmiş aletini kavradım. Şahinin penisinin dışında dokunduğum ilk penisdi. Kilodunu çıkarttırdım. Ben de kilodumu çıkardım. Penisi eşimin aletinin yarısı kadar filandı. ama güzel ve biçimliydi. Hafifçe okşadım. İpek gibi yumuşacık bir derisi vardı. İçimden geldi. Dudaklarımla başına küçük bir öpücük kondurdum. Sonra uzanıp bacaklarımı açıp girmesi için elimle tutup deliğin girişine yerleştirdim. İçime girerken sanki içimde bir şey yırtılıyormuş gibi bir şey hissettim. Bir acı değil ama sadece bir his. Anlatması zor. Daha sonraları bunu düşündüğümde bir kadının bir defa değil, defalarca bekaretini verebileceğini anladım.

Başımı kaldırmış bacak arama, içime girip çıkan penise bakıyordum. İlk defa oraya Şahin’in dışında başka bir erkeğin penisi giriyordu. Bunun gerçekten olduğuna inanmaya çalışıyordum. Bir süre sonra çocuk titreyerek boşaldı. Üzerime yığıldı. Boynundan öpüp başını okşadım. Nefesi düzelince yanıma uzandı.

Orgazm olmamıştım ama kendimi kötü hissetmiyordum. Olan biten her şey hoşuma gitmişti. Günlerce boşuna stres yapmışım.

Bir süre yatakta birbirimizi okşayarak sohbet ettik. Teni kadife gibiydi. Okşamak hoşuma gidiyordu. Bir kaç dakika sonra boynu bükük penisi hareketlenmeye başladı. “Eşimin eve gelme vakti yaklaştı” dedim. Başını salladı ve yataktan kalkıp giyindi. Ben de üzerime bir sabahlık geçirip salona geçtik. Kahve yaptım. İçtikten sonra gitti.

Çocuk gittikten 15-20 dakika sonra Şahin kapıdaydı. Beni sabahlıkla görünce gözleri parladı. “Oldu mu?” dedi. Utançtan kıp kırmızı oldum. Evet diyemedim. Başımı salladım. Elinden tutup yatak odasına götürdüm. Darmadağınık yatağa öyle dakikalarca baktı.Ben utancımdan yüzümu Şahin’in göğsüne kapadım. Sonra üzerimden sabahlığı atıp yatağa uzandım. İki elimle yüzümü kapatıp . “Hadi aşkım gel yanıma” dedim. Soyunup yanıma yatınca başımı gene kolunun altına kapadım. Beni öpüyor kokluyor “seni seviyorum, seni seviyorum” diyordu durmadan. Taş kesmiş kocaman aletini tutup “hadi becer beni aşkım” dedim. O kocaman aleti içime girerken bacaklarım titremeye başladı. Ve anında sarsıla sarsıla orgazm oldum.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir