Ah Bu Töreler Seks Hikayesi 33. Bölüm!

      Yorum yok Ah Bu Töreler Seks Hikayesi 33. Bölüm!

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Ertesi gün öğleye doğru Emine aradı. Önce meşgule attım, birkaç dakika sonra ben aradım. Emine, “Ne yaptın, gittin mi, geldi mi Hacer?” diye soruları peş peşe sıraladı. “Yok, daha gitmedim, çıkarım birazdan. Anahtar paspasın altında!” dediğimde, “Tamam, sen yeter ki kadını getir eve!” dedi. “Peki, bu kadın hemen eve gelecek mi? Hem daha kendisini görmedim bile, neye benzediğini bile bilmiyorum!” dedim. “Nasıl görmedin? Geçen akşam bizim evden çıkarken karşılaştınız, hatta konuştunuz ya!” dedi. O anda kafama dank etti.

Demek Hacer bize soru soran kadındı. Ben Refiye ile arabaya bindiğimde de, Hacer bizi diğer iki kadına gösterip bir şeyler söylemişti onlara. Onlar da çok şaşırmış gibi tepki vermişlerdi. Bunu Emine’ye söylediğimde, “Ne dedin!” diye tepki verdi. Nasırlı ayağına basılmış gibi bağırıyordu telefonda, “Eğer o ikisine de söylemişse ben mahvoldum, Allah kahretsin!” diye feryat ediyor, ağlıyordu. “Yapar mı böyle bir şey?” dediğimde de, “Bilmiyorum, şeytanın biridir o kadın, yapabilir!” dedi. Emine telefonda hıçkırıklarla ağlıyordu.

Öğleden sonra saat bire doğru, anneme ve karıma, üniversiteli escort

“Ben gidiyorum, biraz işim var!” dedim. Karım çok bozuldu, ama yanında annem olduğu için ses çıkaramadı. Annem ise, “Oğlum bugün dışarı çıkacaktık hani, gezecektik?” dediğinde, “Ya anne, işim gücüm var. Ayarlarım ben daha sonra…” dedim.

Hacer’in dediği çay bahçesine gittiğimde, etrafta epey kalabalık vardı. ucuz escort Hava güzel olduğundan insanlar dışarı atmıştı kendini. Uzak bir köşede zar zor küçük bir masa buldum. Hacer’i aradım. Uzun uzun çaldı telefonu birkaç defa, ama açan olmadı. 5-10 dakika sonra kendisi aradı, “Daha çıkamadım. Siz bekleyin, yarım saate kadar gelirim!” dedi ve kapadı. Yarım saat orada bekleyecektim. O arada Hacer’le ilgili bilgi almak için Emine’yi aradım. Emine Hacer’i anlatmaya başladı, “Kocası otobüs şoförü, uzun yolda çalışıyor. Dört çocuğu var. Kocamın uzaktan akrabası oluyor…” dedi. Hacer, kocası evde olmadığı için belki de böyle kolayca randevu vermişti bana.

Hacer’in gelmesi yarım saati aşmıştı. Nerdeyse bir saat olacaktı. Ben devamlı gelen giden var mı diye etrafa bakıyordum, beklerken birkaç sigara içtim. Burası çok kalabalık bir yerdi, böyle bir konuyu nasıl olup da burada konuşabileceğimi bilmiyordum. İnsanlar etraftan duyabilirdi. Derken nerden çıktığını anlamadım ama, birden karşımda Hacer’i gördüm. Masanın önünde ayakta dikiliyordu.

“Osman bey…” dediğinde ayağa kalktım ve kendisine yer gösterdim, oturdu. Bir süre sessiz kaldık. Geçen akşam kendisine dikkat etmemiştim, ama şimdi onu daha iyi tanıyabilmek için dikkatle baktım. Uzun boyluydu, üzerinde koyu gri bir pardesü vardı. Pardesü beline oturmuş, vücut hatlarını belli ediyordu. Başını parlak siyah büyük bir türbanla bağlamış, çantasını omzuna atmıştı. Tipik, kendi halinde bir ev kadınıydı dışardan bakıldığında. Başka da göze çarpan bir özelliği yoktu. Kırklı yaşlardaydı sanırım. Yüzünde hafif kırışıkları vardı.

Suskunluğumu gören Hacer söze kendisi başladı, “Benimle ne konuşacaksınız Osman bey?” diye sordu. Konuşmasında hafif bir köylü şivesi vardı. Ben lafa nerden gireceğimi düşündüm önce. Sonra da, “Hacer hanım size dün telefonda konudan bahsettim. Ama burası çok kalabalık. Böyle bir konuyu burada konuşmayalım isterseniz. Daha sessiz, sakin bir yere gidelim?” dedim.
Hacer yüzüme baktı bir süre, “Tamam Osman bey, buraya kadar gelmişken sizi kırmayayım. Peki, nereye gideceğiz?” diye sordu. “Emine hanımın üst katındaki eve.” dediğimde, Hacer, “Olmaz, Emine bizi görebilir! Bir pastaneye falan gidelim?” dedi. “İyi ama orada da insanlar var…” dedim.

Sonra Hacer’e, “İsterseniz Emine’yi arayın, eğer evindeyse gitmeyiz.” ankara escortlar dedim. Hacer’in kafasına yatmış gibiydi. Çantasından telefonunu çıkardı, Emine’nin evini aradı önce. Açan olmamıştı. Hacer bu sefer de cebini aradı. Bu kez Emine açmıştı telefonu. Kısaca konuştular. Hacer telefonu kapadığında, “Emine eltisine gitmiş, evde yokmuş!” dedi. “Tamam, o halde hadi gidelim!” diyerek ayağa kalktım. Birlikte arabaya atladık. Hacer arka koltuğa oturmuştu. Aynadan ona bakıyordum ara sıra. Onun da bakışlarıma karşılık verdiğini görüyordum. Emine’nin dediği gibi, bu kadının benden hoşlandığı doğru muydu, bunu henüz bilmiyordum.

Emine’nin evine varmadan birkaç sokak ötede durdurdu Hacer arabayı, “Bizi beraber görmesinler, ben binaya girdikten birkaç dakika sonra siz gelin!” dedi ve indi. O indikten 2-3 dakika sonra da ben indim. Binanın önüne geldiğim zaman içim içimi yiyordu. Emine Sedat’ın evinde bizi bekliyordu. Hacer Emine’nin kapısının önündeydi. Beraber Sedat’ın dairesine çıktık. Bendeki yedek anahtarla açtım kapıyı. Hacer peşim sıra içeri girdi. Salona geçtiğim zaman etrafı Emine’nin toparladığını gördüm. Benim yaptığım temizlik ona yetmemişti anlaşılan. Emine’nin evin neresinde olduğunu merak ediyordum.

Hacer koltuğa oturdu. “Pardesünüzü çıkarın isterseniz, rahat olun lütfen!” dedim. Hacer, “Ben böyle iyiyim!” diyerek oturmaya devam etti. Ben konuşmaya başlamadan önce çıkarıp bir sigara yaktım. O sırada Hacer, “Ay, pardon, bir sigaranızı alabilir miyim?” diye sordu. Hemen, “Tabii, buyrun!” diyerek sigara uzattım ve yaktım. Hacer, “Sağ olun, kocam içmeme izin vermiyor, ben de böyle fırsat bulursam yakıyorum bir tane!” dedi.

Hacer kendi halinde ev hanımıydı. Kara, kalın kaşlıydı, biraz alımlıydı da hatta. Ancak yine de, bakımla ve makyajla arasının olmadığı belliydi. Sigarasını yakmak için öne doğru eğilince çenesindeki, yanaklarındaki ve dudaklarının üzerindeki alınmamış tüyleri fark etmiştim. Böyle bir kadını yatağa atmaya çalışıyordum.

Konuşmaya başladım, “Biliyorsunuz, benim Emine hanımla bir ilişkim oldu. Bir hata ettik ve ikimiz de bundan pişmanız. Şu an kendisiyle görüşmüyorum. Ama geçen gün beni aradı. Siz bu yaşadıklarımızı biliyormuşsunuz. Onunla ilgili konuşmak istiyorum sizinle…” dedim.

Hacer, “Belli ki size kuyruk sallamış, siz de ilgilenmişsiniz onunla. Osman bey, siz bir erkeksiniz, yapar geçersiniz, böyle şeyler sizin için problem değil. Ama o kadın kocasına ihanet etti. Kocası bunları hak etmiyor. Bunları öğrenmesi gerek!” dedi. “Lütfen bu konu bizim aramızda kalsın ve unutulup gitsin. Ben de evliyim, Emine kendi durumu açığa çıkarsa, karıma her şeyi anlatacağını söylüyor. Benim de yuvam yıkılır o zaman. Lütfen bu konu aramızda kalsın, kimse duymasın…” dedim.

Hacer, “Bunu o zaman düşünecektiniz, biz namusuna düşkün insanlarız. Böyle bir şeye sessiz kalamayız!” dedi. Kendisine neden söylememesi gerektiği ile ilgili uzun bir nutuk çektim. Ama Hacer Nuh diyor Peygamber demiyordu. Moralim bozulmuştu. Kadın Aysel’in dediği kadar vardı.

“Peki, bu işin başka yolu yok mu? Siz illa ki söyleyecek misiniz?” dedim. “Nasıl yani? Başka yolu derken neyi kastediyorsunuz, anlamadım?” dedi. Artık ne yaptığımı bilmez haldeydim. Bu kadın belli ki olanları anlatacaktı. “Bir sıkıntınız, maddi manevi derdiniz varsa halledebilirim. Maddi durumum iyidir. Yuvamın yıkılmasını istemiyorum, lütfen yalvarırım!” dedim. Ama Hacer aynı şeyi tekrarlayıp duruyordu.

Ben de kontak atmak üzereydi artık. “Bakın, Emine ile ne alıp veremediğiniz var bilmiyorum, ama yalvarırım bunu yapmayın!” dedim tekrar. Hacer içerde Emine’nin olduğunu bilmeden onun hakkında konuşmaya başlamıştı. “O orospu zamanında benim kocamla beraber olmuştu. Ben bunu öğrendim, ama birşey yapamadım. O benim bildiğimi bilmiyor, ama ben halen unutmadım! Şimdi elime böyle bir fırsat geçmişken bunu kullanmadan bırakmam!” diyordu.

Emine içerde bunları mutlaka duyuyordu. Hacer’e, “Bu doğru mu?” diye sorduğumda, Hacer, “Evet!” deyip hıçkırıklara boğularak ağlamaya başladı. O anda tamamen insani duygularla yanına oturdum ve kendisine sarıldım. Hacer başını omzuma koyarak ağlıyordu. Pardesüsünün altındaki dolgun memelerini hissettim. Yapılı bir kadındı. İstemeden de olsa yarağım sertleşmeye başlamıştı. Hacer bir iki dakika kadar ağladıktan sonra kendine geldi. Gözleri yaşlıydı. Elleriyle gözlerinin yaşını sildikten sonra, “Ben gideyim, kusura bakmayın. Emine’ye olan kinim yüzünden siz de acı çekeceksiniz. Ama yapacak bir şeyim yok. Siz de onun nasıl bir orospu olduğunu anlayın!” dedi ve gitmek için kalktı.

O anda Emine’yi unutmuştum. Hacer bir iki adım atmıştı ki, Emine içerden elinde küçük bir kamera ile çıktı. Hacer neye uğradığını şaşırmıştı. Emine, “Ben senin o sümsük kocanla beraber olmadım, aksine onu reddettim. O benim hakkımda iftirada bulundu. Ama asıl şimdi sen yandın. Bak buraya, hepsini çektim. Osman’a nasıl sarıldığını, hepsini çektim. Bunları kocana gösterirsem ne olur ha, sen düşün!” diyerek kahkahalar atıyor, “Bana orospu demek neymiş göreceksin sen!” diye elindeki kamerayı sallıyordu.

O anda Hacer Emine’nin üzerine atıldı, ama ben engel oldum. “Bana oyun oynadınız, tuzak kurdunuz. Allah belanızı versin!” diye bağırıyordu. Emine ise şimdi çok rahattı, artık koz onun eline geçmişti. Yalvarma sırası Hacer’deydi şimdi. Ama bu sefer de Emine olmaz deyip duruyordu. Hacer koltuğa yığılıp ağlamaya başladı. Bir süre kendisini rahat bıraktık, istediği kadar ağlaması için. Hacer sonra, “Ben Rukiye ile Esma’ya da anlattım, onlar da biliyorlar!” dediğinde, ben Emine’ye dönüp, “Onlar kim?” diye sordum.

Emine buz kesilmişti. Sinirden titriyordu. Ben tekrar, “Onlar kim?” diye sorunca, “Geçen akşam bunun yanında gördüğün iki kadın!” dedi. Demek ki işler daha da karışacaktı. Hacer ağlamaklı halde, “Benden ne istiyorsunuz, yalvarırım bırakın, kimseye söylemem!” deyince, Emine, “Kusura bakma, bu saatten sonra sana güvenemem!” dedi. Ve sonra da teklifini yaptı, “Osman’la beraber olacaksın. Ben de sizi kameraya alacağım. Eğer itiraz edersen bunları kocana, dünya aleme gösteririm!” dedi.

Hacer bir süre daha ağladı. Artık kurtuluşunun olmadığını anlamıştı, “Lütfen, yalvarırım, bu aramızda kalsın!” deyince, bu sefer ben işe müdahil oldum, “Merak etmeyin, bunun garantisini size ben veriyorum!” dedim. Bu dediğim Hacer’i ne kadar etkiledi bilmiyorum ama, ağlaması kesilmişti. Oturduğu yerden, “Nasıl olacak bu?” diye sorunca, Emine, “Buna Osman karar verecek!” dedi. O esnada Hacer bana baktı ve “Benim zamanım yok, gitmek zorundayım. Yoksa çocuklarım arar beni!” dedi.

O zaman bunu nasıl yapacağımı düşündüm. Emine’ye, “Perdeleri çeksene!” dedim. Emine elinde kamera, gülerek salonun perdelerini çekti. Şimdi içerisi loş bir hal almıştı. Hacer artık vereceğim emirlere mecburen uyacaktı. Ona, “Artık şu bey, hanım laflarını kullanmanın gereği kalmadı!” dedim önce, ardından, “Şu masaya tutunup domal bakayım!” dedim.

Hacer hiç itiraz etmeden kalktı. Pardesüsünün düğmelerini yavaş yavaş açtı. Üzerinden çıkarınca altında uzun kollu krem renkli bir bluz ve uzun siyah bir etekle kaldı. Üzerine dar gelen bluzun altında koca memeleri ve hafif göbeği belli oluyordu. Hacer üzerindekileri de çıkarmak istediyse de, ben, “Gerek yok, madem zamanın yokmuş, soyunmana gerek yok. Geç bakalım şöyle!” dedim. Hacer elleriyle masadan tutundu, ama eğilmedi. Eteğinin içinde koca götü belli oluyordu. Bu görüntü bile o anda yarağımı sertleştirmeye yetti.

Ben Emine’nin bakışları eşliğinde soyundum ve çırılçıplak kaldım. Emine’nin önümde sallanan yarağıma baktığını görünce, “Eğer kameraya çekmeyeceksen sen de aramıza katıl” dedim gülerek. Emine o anda elindeki kamerayı tekrar çalıştırdı ve koltuğa oturdu, kamerayla bizi çekmeye başladı. Hacer’in uzun eteğini yukarıya sıyırdım ve lastiklerinden tutturdum. Altında diz altına gelen siyah bir çorapla, pamuklu beyaz bir külot giymişti. Külot koca götüne küçük geliyordu. Kalçaları bembeyazdı, ama alınmamış siyah tüyleri, kılları vardı. Hacer’in derin derin nefes aldığını duyuyordum.

Külotunu yavaşça sıyırdım ve ayaklarından çıkardım. Hacer’in şeftali gibi, kara kıllarla kaplı amı ortadaydı şimdi. Kasıklarında da kılları vardı. Emine bunu görünce, “İnsan bir traş eder o kılları!” dedi. Doğrusu ben de biraz iğrenmiştim bu görüntüden, ama yapacak bir şey yoktu. Yarağım bu görüntüye rağmen kazık gibi olmuştu bile. Hacer’in kıllı götünü ellemeye, okşamaya başladım. Göt yanakları kocamandı. Külotunun lastikleri beyaz göt yanaklarında derin izler yapmıştı.

Göt yanaklarını okşadıkça Hacer’den hafif iniltiler gelmeye başlamıştı. Emine Hacer’e, “Ooo, bakıyorum da sen de zevk alıyorsun!” dedi kahkahayla, bizi çekmeye devam ediyordu. Parmaklarımla göt yanaklarını aralayınca, dar ve hafif osuruk kokulu ve oldukça kıllı göt deliği de açığa çıktı. Başparmağımla göt deliğine bastırdım biraz. Hacer, “Iğmm!” diye inledi yeniden.

“Bacaklarını aç, iyice eğil!” deyince, Hacer dediğimi harfiyen yerine getirdi. Şimdi masaya yapışmış gibiydi. Güçlü elleriyle masanın iki yanından sıkıca tutmuştu. Başını sol tarafına yaslamış, yüzünü duvara dönmüştü böylece. Ben yarağımı sıvazladım bir süre, ardından kafasını yavaşça amına bastırdım.

Hacer derin bir, “Iğhh!” sesi çıkardı yine. Kendini kasıyordu, yarağım amına giremiyordu bu yüzden. Göt yanaklarını kastıkça yumuşak ve tombul göt yanakları kaskatı bir hal alıyordu. “Kendini rahat bırak, sakin ol, rahat ol!” dedim defalarca, ama nafile. Hacer kendini kasıyordu sürekli. O zaman yapacak başka şey yok diye düşünerek, dizlerimin üzerine çöktüm ve Hacer’in sidik ve ter kokan kıllı amcığını emmeye, yalamaya başladım.

Hacer dilim amına değer değmez, “Uğhh, ığhh!” diye sesler çıkarmaya başlamıştı. Kokulara aldırmadan etli amını emiyordum. Am dudakları büyük ve kahverengiydi. Onları içime çekiyordum resmen. Hacer götünü sağa sola oynatmaya başlamıştı şimdi. Kesik kesik nefes alıyor, inliyordu. Amını yaladıkça sulanmaya başlamıştı. Kıllar her ne kadar dilime, dudaklarıma da batsa, mecburen bugün bu kadını sikecektim. Hacer artık, “Iğhh, ayy, ığmm!” diye yüksek seslerle inler olmuştu.

Amını birkaç dakika boyunca yaladım. Böyle bir şeyi daha önce yapıp yapmadığını bilmiyorum, ama çok zevk aldığı belliydi. Amı istediğim kıvama gelmişti şimdi. Yalamayı bırakıp doğruldum. Yarağımı sıvazladım yeniden. Yarağım artık amına girmeye hazırdı. Parmaklarımla amını araladım. Etli amına yarağım yavaş yavaş girmeye başladığında, Hacer’den derin bir, “Uğhh!” sesi geldi bu kez.

Yarağım taşaklarıma kadar amındaydı. Dört çocuk doğurduğundan amı genişti. Önce yavaş, ardından seri ve sert şekilde sikmeye başladım Hacer’i. Salonun içini kısa zamanda Hacer’in kalçalarından gelen ‘Şlap, şlap, şlap!’ sesleri doldurmuştu. Müthiş bir zevk alıyordum. Yarağımı amının derinliklerine kadar sokuyor, tamamen çıkarıyor, tekrar dibine kadar sokuyordum. Hacer artık yaşadığı anın zevkini çıkartıyor gibiydi. “Ağhh, ağhh, oğhh, ığmm!” diye şarkı söyler gibi uzun uzun inliyordu. Kalçalarından sıkıca tutmuştum. Göt yanakları her bir yarak darbemle löpür löpür sallanıyordu.

Masa da yerinde sallanmaya, gıcırdamaya başlamıştı. Hacer yüzünü masaya yapıştırmayı bırakmıştı şimdi, başını sağa sola sallıyordu. Başındaki büyük türbanı da bu arada rüzgarda uçuşuyormuş gibi sallanıyordu. Gittikçe hızlandım, o ara Hacer de kendini yarağıma yaslamaya başlamıştı. Götünü ileri geri sallıyor, amını yarağıma bastırıyordu. Artık işi oluruna bırakmıştı Hacer.

Birkaç dakika olmuştu, amı oldukça sulanmıştı. Yarağım koca amının içinde kolayca ileri geri girip çıkıyordu. Biraz da önden sikmek istiyordum onu. Amından çıkınca, Hacer, “Ağhh, gir içime, ağhh, devam et, ağhh!” demeye başladı. Onu belinden tutarak doğrulttum, kendime çevirdim yüzünü. Onun bakışları eşliğinde koltuk altlarından tuttuğum gibi masanın üzerine oturttum. O ara Hacer önümde sallanan, amının sıvıları ile kaplı yarağıma bakıyordu.

“Sırtüstü uzan, hadi durma öyle!” deyince, Hacer masanın kenarlarından tutundu yine ve kendini biraz geriye çekip, sırtüstü uzandı. Bacaklarını tuttum, havaya kaldırdım, kendime çektim Hacer’i. Amı şimdi istediğim gibi yarağımın önündeydi. Zaten kalkık olan yarağımı bir anda amına soktum yine. Hacer, “Ağhh!” diye bir çığlık attı önce, ardından, “Iğmm, oğhh!” diyerek inlemeye devam etti. Etli butlu bir kadındı Hacer. Dolgun bacaklarını omzuma attım, kalçalarından tutmuştum. Bu şekilde sikmeye başladım.

Hacer’in iri memeleri bluzunun altında deli gibi sallanıyordu. Hacer başını sağa sola çeviriyor sürekli inliyordu. Sürekli, “Ağhh, devam et, ağhh, ığmm, oğhh!” diyordu. Bu inlemeleri, konuşmaları beni daha çok azdırıyordu. Pompaladıkça Hacer ileri atılıyordu, kasıklarım tombul kalçalarına çarptıkça salonda şiddetli ses patlamaları yankılanıyordu. Amının önünde de alınmamış epey kıl vardı. Hayatımda ilk defa bu kadar kıllı bir amcık sikiyordum.

Derken Hacer daha çok inlemeye başladı. “Devam et, devam et!” dedikçe, ben daha çok ve daha sert pompaladım. Bacaklarını tutup iyice ayırdım ve geriye ittim. Yarak darbelerim Hacer’in her bir yerini titretiyordu. Memeleri, kalçaları, tombul yanakları, kısaca her yeri titriyordu. Hacer kısa zaman sonra inleyerek boşaldığında, ben de yaklaşmıştım boşalmaya. Son bir gayretle tüm gücümle yüklendim amına. Ama sonunda vücudumun her bir siniri gerildi, ardından büyük bir tazyikle döllerimi Hacer’in amına boşalttım. O kadar zevk almıştım ki, boşalmam bir dakika kadar sürmüştü.

Zevkten inleye inleye amında gidip gelmeye devam ettim. Amından çıktığım zaman döllerim amından taşmıştı, kasıklarına, masaya akıyordu. Yarağımdan akan son döllerimi de amının üzerine, göbeğine sıvazlayarak boşalttım. Hacer derin derin nefes alıyordu. Havaya dikilmiş bacaklarını yavaşça dizlerinden kırdı. Gözleri sürekli bendeydi.

Onu tutup kalkmasına yardımcı oldum. Hacer halen yaşadığı sikişin anını yaşıyor gibiydi. Sessizce bir süre masanın üzerinde oturdu. Ardından ayakuçlarında yere bastı. Yüzü kıpkırmızıydı. Bize bakamıyordu. Hiçbir şey demeden yavaşça üstünü düzeltti, yerdeki külotunu alıp giyindi. Pardesüsünü giyip, çantasını almıştı ki, ben, “Rukiye ve Esma söylemezler değil mi?” dedim. Hacer yüzüme bakmadan, “Bu saatten sonra söyleyemezler zaten!” dedi, yavaşça kapıyı açıp çıktı.

Emine elindeki kameraya bakıp sırıtıyordu. Ben Hacer’i sikerken, Emine’nin bir eli kamerada diğer eli amındaydı hep. Hacer’in yerinde olmak istediğini anlamıştım. Şimdi sıra Emine’ye gelmişti…

[Osman]

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir